Bu Blogda Ara

25.9.24

Kalite (Seher)


 Bazı insanlar kalem, bazı insanlar silgi gibidir; kendilerini ömür defterinize ya yazarlar ya da silerler.

Her ikisinin de makbul olanı, kalitelisidir.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Hoppa Saksağan (Seher)

 

İki arada bir derede kalmış olana

Bilmeden çenesini pek yoranına

Kendi karanlığında kör kalanına

Işık kâr eylemez be hey saksağan.!

*

Sesle kuyruk arası tahteravalli

Uçarsın uçmaya hangi gök belli

Ondan bundan aşırdığın her şeyi

Geveler durursun, Hoppa Saksağan.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Kan Revan (Seher)


Bir mabet yaptım

Pencereleri ''bahar''dan..

Güneşin yedi rengi sızıyor

karanlığın üzerine.

Bir çift göz süzülüyor rüyalara

bir çift yüreği çalıyor bütün saatler..

Sonra birden, bir kalp ağrısı gibi

duruyor akrep yelkovan, duruyor zaman.

Bütün ibadetler soluyor, derin, acılı..

Dışarısı ilk, içerisi son oluyor..

Değişmiyor hiçbir şey ilk ve son arasında

İnsanlar bu döngünün dişlerinde

bir çiğnemlik etleriyle süzülüyor kan revan..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

24.9.24

Kaşıkçı Elmasım (Seher)


Sen benim kaşıkçı elmasım 

Yürek takvimimin tek bayramısın. 

Üç kaşığa satamam seni, gözpınarım. 

Dilinin zehrini kalbe akıtırım 

Bütün kapıları açılır hayat akarım. 

Sana alışmam 

Sıradan hiç kılamam 

Sensizliğin çocuğu sen oldukça 

Hayat münzevî olur Ben seni yaşarım.. 

Sen benim Kaşıkçı Elmasım 

Paha biçilmez, vazgeçilmez duygularım.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Ay Artığı (Seher)

 

Güneşten bir parçadır kopan 

Ve, alev yığını bir ay artığı. 

İki koğuşlu dünya hapishanesinde 

karanlıklara bir damla ışık 

aydınlıklara soluk benizli yaşlı. 

Pençelerin kopardığı yıldızlar 

Kanlar içinde kayarken gecelerden 

dilekler, çıkmaz sokakların serserileri.. 

Sarhoş naralarıdır siyahı yırtan ve

kusmuklarla sabahı karşılayan. 

Ekşi bir kokuya teslimdir şimdi kâinat. 

Ah.! Bir ilâcın gölgesinde sabahlayan 

çınarın dallarını kimdir kıran.? 

Ve hâfıza.. Azılı düşman.! 

Çek kılıcını ve indir usuma

zira, iflâh olmaz hırsımdan artan

toplu mezarlıktır serimde kalan.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

Üfle (Seher)


Sızlıyor gökyüzü 

Beyaz bir ağıttır dökülen 

Bir şehrin, şehir olmaktan vazgeçişidir 

yıkılan umutların altında kalan bedenler. 

Haydi üfle, ruhundan bir nebze zehir.! 

Haydi sar beni, etten kefene.! 

Sor beni, Aşk'ın kokuşmamış alfabesine.! 

Yor beni, dinlemenin bıkkın kulaklarıyla.! 

Bu gidiş, başka gidişlere benzemez 

Bu gidiş, bir tabut sessizliğidir.! 

*Seher* (Tüm Zamanların..)

O kadar güzel.. (Seher)


O kadar güzel seviyordum ki 

Sevmeye hevesi kalmıyordu kimsenin. 

O kadar güzel acı çekiyordum ki 

Yakışmıyordu kalbime huzurlu nefes. 

Kimsenin suçu olmayan bir suçum ben. 

O kadar güzel cezâydım ki 

Müebbet bir elbiseye biçilen. 

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

*

Belki de, başlı başına bir ''ötekileştirmeydi'' dünya.. 😉

Eğer (Seher)

 

Eğer bir kapı olacaksa, mavi olmalı 

ve eğer bir yere açılacaksa, maviye açılmalı. 

Bıktıran karanlıkları sonlandırmalı. 

Ne ebemkuşağı ister bu gönül 

ne pembe panjurlu bir ev. 

Ne masallara yaslanmalı bu gönül 

ne de iş olsun hikâyelere.. 

Gerçek kokmalı.! 

Yalansız bir yılan olmalı zehirleyecekse 

İstemez kör kahverengilikleri. 

Gülse dikeninden arınmalı, 

bülbülse, kafesimden şakımalı. 

Bırak dağların açılan efsane deliklerini.! 

Ve bırak, bir türlü aşılmaz çöl sıcağını.! 

Maşinga içi ekmek, kızarmış kestane gibi 

ya da bir misafir kolonyası, tütün tadında. 

Plâstikten değil, bez bebek kadar şefkat sarmalı. 

Eğer, illaki bir kapı açılacaksa 

ya denize dalmalı, ya gökyüzüne çıkmalı.! 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

*

Meğer ''Mavi'' ben'mişim.. 

Gibi (Seher)


Gözlerine bakın, yüzünde güller açan insanların. Sonra, sözlerine dönün yüzünüzü. Satır aralarında birikmiştir hüzünleri.. Okuyun.! Okuyacaksanız önce ''İNSAN'ı'' okuyun.! Yoktur ondan daha okunası olanı. Şiire dönün, şarkıya dönün, saza dönün.. Nice insanlar var orada, görün.! O kadar incelin, o kadar incelin ki; bir daha kopmayın inceliklerinizden. Çünkü, koptuğu yerden aynı birleşmiyor hiçbir şey eskisi gibi.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Saklambaç (Seher)

Ben bir çocuğum, saklambaçtır oyunum

En bilinmedik yerler, benim kovuğum

Arkamı dünyaya döner, saymaya soyunurum 

Utanırım kederimden 

Bilmem hangi keder benim sonum.?! 

Bedenim beslenirken acılarımdan ve büyürken, 

derin bir ıstıraba dûçar 

küçücük bir ümide, kocaman tutunurum. 

''Dön yüzünü,'' derim kendi kendime 

ve bul kuytuluklarda canından kopan parçalarını. 

Bul ki, tamamlansın bu oyun. 

Şarkılara saklanır, şiirlere çarparım 

Cümleler kurar, harf harf parçalanırım. 

Bir hikâye yazayım desem, diyemem 

Göçebe bir romana karışırım 

Yerleşemem.. 

Yer'leşen kederlerle dünya benim hanım. 

Benim, hancıyla bütün kavgalarım. 

İnancımı sök al bütün damarlarımdan 

tuttuğun yerden bırak ki, bir son bulayım. 

At beni, bir başka dünyanın samanlığına 

devran tersine dönsün, seyran olayım. 

Yıl 2024 ve hancının bir dahli olmasa da, kendimi o samanlığa bile isteye attığımı, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 

2015, benim için doğum sancıları olan bir yıldı. 

Ve o evlat doğdu 💞💜💫

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

23.9.24

Hadi (Seher)

 

Hadi güneş doğ, hadi yağmur yağ 

Hadi çiçek aç, hadi umut kok. 

Tut bir kuytunun kucağında ninniler söyle uykusuzluğuma. 

Hadi gelmek ol, gitmeyi unut. 

Hadi kalmak ol, sonsuzca. 

Vefâ ol sol yanıma safâ ol hayatıma. 

Hadi yaz, yazıl alnıma, hadi kal, silgiye inat. 

Şâir ol kafiyesizliğime, şiir ak gözlerime. 

Akarsan mutluluktan, affet âcizliğimi, mendil ol. 

Ağla benimle, sev hesapsızca. 

Gör aydınlığımı sonbaharımda. 

Gökkuşağı ol renklerime. Kopma.! 

Dilek ol ağacıma sarılalım köksüz topraklara.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Mânâ Ayracı (Seher)

Tırnaklarımı göğsümün tam ortasına geçirip, kopardım hayatımı. 

Kanlı bir girişimdi bu ama 

nasıl ki kanserli bölgenin temizliği gerekirse, 

öylesine gerekliydi. 

Ve, ne yazık ki hâlâ, risk peşindeydi. 

Beyaz bir kefen gibi taşıdığım bedenimde, 

çenemi bağladım kendi kendime. 

Suskun bir alfabeyi birleştirdi kelimelerim. 

Cümleler aktıkça kan revan, 

sonu belirsiz bir romanı yazdı gözlerim. 

Yaz'dı, Bahar'dı derken, dört mevsim kar taneleri süsledi yıllarımı. 

Bir ''mânâ'' ayracı koydum kitabıma. 

Uzunu kısa eden, kısayı uzun eden bir bekleyişi tırmandım. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Deniz’e (Seher)

 
Ahh benim su parçam.!
Kendi karalarımı yıkıyorum seninle
Arınıyor duygularım tuzlu nefesinle..
Merhaba kadar uzağım
Elveda kadar yakınım
Şimdi’nin derinliğince dilimde tadın.
Mendilimde gözlerim var, sana getirdim.
Kelimelerimi bütün kıyılarına eksem de
Bil ki, bir kabuklu kımıldıyor yürek kafesimde
Yumuşakça fısıldıyor Sen Ben Biz diye..
Duyuyor musun.? Bizi çağırıyor
Milyarlarca yıl’ın yorgun gövdesinden..
Anacığım Gaia’nın geniş rahminde
Kıskanç Uranos’un kanlı elleri gezinse de
Ah Kronos, kendi kaderini yazdın cesaretinle
Şimdi Zeus anılıyor cümle âlemde..
Ve Zeus’lar, yiyor ”şimdi”lerimizi
Olimpos’un zirvelerinde..
Ey Prometheus, keşke sevgiyi çalaydın
Tanrıların bedbaht kesesinden
Belki bunca yanmazdık, senin ateşinde..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

Göçsüz Kuşlar (Seher)

 

Bir şehrin, göçsüz kuşları gibiydi kalbim
Yürüdüm buzdan anıların üstünde ve düşündüm..
Kaç tüleğim takılı kaldıysa dallarda,
Bir bir topladım, yeni bir kanat dokumak için..
Şimdi eski bir göğün kollarında
Çırpınırken ben, uçuyorum diyorum..
Evet, bütün uçurumları uçuyorum..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Bir Yangının Külünü (Seher)

 

Alnıma yazdığım yazıya koşuyorum.
Yüreğimi götürüyorum gittiğim yere
Yerlisi oluyorum kendimin, yine..
Bütün yabanlıkları silsem de,
Bir şey var içimde, en derinimde
İşte ona, el kapısı kalıyorum.
*
Dünyayı maviye boyuyorum.
Sevdiklerimi adıyla çağırıyorum içine
Başka göklerin kuşlarını, kanatları gitmek olan
Rüyalarım kabusa dönüşüyor
Ve ben yine ”kahverengi” kalıyorum.
*
Alnımı düzeltiyorum tırnağımla
Silmeye uğraşıyorum o satırları
Parmaklarım aciz kalıyor yazdıklarına
Gözlerim okuduklarıyla yağıyor.
Göğü boşaltıyorum olmuyor
Denizi dolduruyorum almıyor
Bu can buna niye dayanıyor..!!



*Seher* (Tüm Zamanların..)

Nar (Seher)

 

Yüreğimi saçsam bir nar gibi
Biliyorum cemre düşecek
Ve ben bir daha ısınamayacağım..
*
Kadim yurdum buzullardır
Hangi tarihleri kurcalasam
Ellerimden uçuşan yokluklardır..
Buz dağının görünmez yanı
Asıl öldürücü soğuklardır.
*
Ve bir nar, saçılmamışken de, bir nar’dır..

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Can Acısı (Seher)

 

bir zevkin ürünü, yığınlarca insan..

her biri paramparça zevklerin imâlâtçısı

ve her biri, parçalanmış bir pazılın parçası..

bir zevkle başlayan acılar fırtınası.

sürükleniyoruz her birimiz kendi kayığımızda

Toprak Ana ne kadar adaletli olsa da

Ana yüreği işte, toplamış acılı evlatlarını

edebî bir şemsiyenin altında..

ölenler mi öldü diyelim, kalanlar mı.?

teneşirden geçenlerin

kapalı gözlerinde, tek bir su damlası

ağlıyorlar kardeşlerine..

bir çığlık bırakıyorlar, miras:

''Yalnız değildin,''

''Yalnız değilsin,''

''Yalnız olmayacaksın.! Hiçbir zaman..''

''Olmadıkları gibi,''

''Olmadığım gibi,''

''Olmayacakları gibi..''

*

Okuyorum kardeşlerim;

ne çok acısınız, ne çok ayrılık,

ne çok anlaşılmazlık sarmış dört bir yanınızı.

keşke çağdaşı olaydık birbirimizin

keşke omuz omuz kan ağlayaydık..

bir nebze diner miydi bu can acısı.?

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Anamın bıraktığı yerden.. (Seher)

 

her yerde zulüm, her yerde isyan

iyi insanların çırpınışını izliyorum uzaktan..

uzaktan.. bir o kadar yakından..

yakından fark ettim çözülmeyi;

uzaktan, acı çekerek izliyorum her şeyi..

*

''ölmemeliydiler.!'' diye feryat ediyor yüreğim.

Birer altın parçası gibi taşıdıkları beyinlerini

iplere germemeliydiler..

azıcık kurnaz, çokça sabırlı

dingin adımlarla, yürümeliydiler o yolları..

*

her birinin yüzü apaydın bir güneş parçası

her birinin ciğeri Prometheus yarası.

ölmemeliydiler.! bu cihanı böyle öksüz

böyle yetim bırakıp, gitmemeliydiler..

*

Onları namlunun ucuna sürenlere kinim.!

samanlığın farelerine, destan destan

ze*hir döküyor dilim.

*

söyle deli sancım.! söyle.!

kus bütün şâirlerin kusmuklarını

gözler önüne..

kus ki, arınsın ortalık anılar zinciriyle..

kus ki, dinsin azından da olsa şu yalnızlık

ipil ipil yağan bir yağmurun diliyle..

*

pandora, demiştim

o kutunun içine sinmiştim..

çünkü şimdi bedenimi saran kollarım

çözülüyor..

korkuyorum, kendimi yapayalnız komaktan.!

eritilmiş altın gibi akan beynimi,

yüreğimle eğiriyorum yeni baştan, yeni baştan.. 

düştüm bir yola ki, bilirim iflâh etmez.

harflerin sokaklarında arıyorum teselliyi.

milyarlarca insanın arasında

koşturuyorum dolu dizgin kendimi.

şaşkınım.!

''küçücük bir kutunun içinde

ne yapar bunca insan.?'' diye soran zihnimi

hangi uçurumdan atsam bulur çaresini

bulur ve çözer,

büyüsü bozulmak bilmez talihin kilidin,.?!

*

dönüyorum sırça köşküme

ve bağır çağır anlatıyorum suretime:

yok mu senden akıllısı ki

aynı cümlelerle demlenir durursun.!

bir çay bardağının buğusunda

durmadan aynı hayalle avunur, yorulursun.!

küstah bir cümleyle kamçılıyor sûretim

''yok,'' diyor, ''olsaydı

kötülerin sisteminden bir nebze pay alırlardı.!

yok'unla öleceksin.!

ahh, ben öleydim, diyeceksin; ölemeyeceksin.!''

*

koca koca cümlelerin arasında sıkışık

öylesine bir sessizlik, öylesine bir ıssızlık

bir şâirin dizelerine tutunuyor bedenim

bilirim, asılacak nefesinden ve yanacak

otuz üç yıldızlı bir acının kederinden..

ama yine de:

''anamın bıraktığı yerden, sarıl bana Sevdiğim.!'' 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Bittiniz (Seher)

 

karanlık bir dünyadan geliyorum

bütün yasa dışılıklarıyla

şehri topluyorum hücrelerime..

legal insanlardan hiç hazzetmiyorum

kanatlarım bir bir yolunsa da acımasızca

her seferinde yeniden bir tüleği kuşanıyorum.

düşsüz düşüncelerin zincirleriyle

dalga geçiyorum köpük köpük;

rüzgârdan bir geminin güvertesinde

pupa yelken uçuyorum hayallerime..

derinlerinde konuşuyorlar, ateşli..

çaldığım bir tutam aydınlık

batıyor yüreklerine.

''Olmaz, olamaz.!'' diyorlar

''biz ki bir kadına vermiştik

merakın efsununu. O'ysa

kendine saklamış

yaşamın büyüsünü.''

*

tanrılar kayıyor şimdi gözlerimden;

birer-birer 

tanrılar..

savaş çığlıklarıyla göklerde,

kan revan yerlerde sürünüyorlar.

Su serpiyorum üzerlerine avuçlarımla

''bakın,'' diyorum

''babanız sizi öldürüyor,

ananız rahmini kapatmış,

sizin iğrençliklerinize..

haydi,

şimdi,

vazgeçin birbirinizi doğurmaktan

secde edin Üstün İnsana.

Zira bittiniz.!'' 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

İstanbul (Seher)

 

İstanbul'un boğazında habis bir ur 

geziyor mavi'nin kıvrımlarında..

Hangi tepesine yağsa yağmurlar

yedi veriyor her bir damlayı..

İstanbul

boğazında

kıvrım-kıvrım bir ur; 

oturmuş kara basıyor

habis mi habis.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

20.9.24

Ninni (Seher)

 
uyumak gölgesinde kirpiklerinin

düşlere uyanmak, bitimsizce..

*

ninni sevdam ninni

büyüsünde çözül ninni

mührünü gözlerinden

vurul ninni, seril ninni..

*

uyanmak, yarısında gecenin

hayaline sığınmak, arsızca..

*

hadi sevdam hadi

tıpış tıpış yürü hadi

yollar sonsuz, menzilin yok

gerek ninni, gitmek ninni.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

İçtenliğim (Seher)

 

işte yüreğim,

ellerimde bir bebek ölüsü..

*

seni sevgime,

beni içtenliğime

emanet ediyorum..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Serçe (Seher)

 

kendi içinde 

yeni doğmuş

tüysüz bir serçe..

uçmak ne haddine.!

kiremit aralarından

bir uçurum düşer

bu serçe gibisine..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

Adalet (Seher)

 

ahh sevilen

sevildiğinde kalan..

her vakit haklılığında

şahidi savcısı hâkimi

kendi olan.!

*

kaç şimdi alanlarına

slogan slogan büyüyen

aşk damlacıklarında

az sen de ıslan..

kim bilir ki

gerçeğini yaşamın..

bir gün öylenin, bir gün böylenin

gölgesinde oynaşan..

var mı cesaretin ardına bakmaya

bir hayalin ardından akmaya..

konuşuyorsun,

dilin, sofranda mezen..

lisanını ne yana döndürsen

sana çağlayan..

yüreği kasaplarda arayan

masasında ağırlayan..

*

''adalet'' diyorsun

saraylarda arıyorsun.

göz bu, göresi varken

el bu, tutası;

sen ki bu bacakları

vurdun diz kapağından..

*

şimdi, arama bir koşuyu

menzili sana çıkan.

Gerisin geri yürüyüşlerim

çocukluğuma varan.

elbet o memleketin

göçü çekmiş yerlileri de vardır

ve elbet, onlardan biri de

beni arayandır.

varsın olsun adım

sevisinde boğulan

insan.!

o senin mağaran

bu benim mağaram.!

sen gözüne inan

ben, rüyam.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Dağlarım (Seher)

 

Ahhh ki âhım dağlarımı inletir

Bulut bulut dökülürüm üstüme

Yıkanmaz taşlarım ıstırabımdan

Acılarım bereketli kök verir

*

Hangi yolu yön eylesem kendime

Sokakların çıkmazında öl verir

Yüreğimi gömdüm senin göğsüne

Ellerin gözleri bana yol verir

*

Sığmıyorum toprağının gönlüne

Sevdamın ciğerleri köz verir

Gitmeyi koydum ya garip serime

Anacanım bellerime bük verir

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Kıvılcım (Seher)


Ellerin elleri yara açarmış
Sen elin devasını neylersin gönül
Merhem diye acıyı boca edermiş
Sen merhemi kendi özün bil gönül
*
Vardığın yerleri otlar sararmış
Ayrığınan fidanı seç deli gönül
Al gülün kanını süzüp de almış
Sen beyazı kendine kefen bil gönül
*
Gurbeti içmişim hoşum serimle
Sesimde kıvılcım koşar göklere
Yıldızım sönmüştür kim göre bile
Yalan duaları seç deli gönül
O sahte karınlardan geç deli gönül
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)

16.9.24

Anlam'lı-Anlam'sız (Seher)

 

Acı vererek, kendi yaralarına üfleyenlerin, mezarlıklarını taşıyoruz yüreklerimizde. Ne garip, onlar da çektikleri acıların reklâmını yapıyor. Acıları da kendilerine benziyor.. Ne kör, ne sağırlar görünüşte ama, büyük bir ''anlayışla'' ağırlıyorlar birbirlerini.

Ne gecenin karanlığı, ne gündüzün aydınlığı yok edemiyor görüntüleri. Rüyalar kavga mahalli. Yaşam, cenk meydanı. Zırhlarımız hangi madenden olursa olsun, yara almaktan kurtulamıyoruz. Silahları, her şeyi delebilecek kadar donanımlı.

Susmayı giyiniyoruz rengârenk. İçimizdeki savaşın çözümsüzlüğünde, dışımıza giydirdiğimiz maskemiz bile rahatsız ediyor onları. Doğru.! Biz ki: ''Ne kadar yalansız yaşarsak,'' diyen Baba'nın kanatları altına sığınandık.! Evet bizdik ve hâlâ öyleyiz ama, muhataplarımızın yalanlarında, kaldığımız çaresizliğimizin giysisidir kuşandığımız. 

''Ne kadar çıplak yaşarsanız, o kadar tatmin buluyoruz,'' diyorlar pençe pençe utancımızı didiklerken. 

Her şeye rağmen sarılıyoruz ''suskun maskemize''.. Artık bu, biziz.

Çünkü, olmadığımız ne varsa onunla itham olunduk. Olmak istemediğimiz ne varsa, olmaya başladığımızı gördük zamanla.

''Bunun için miydi bunca direnç.?'' diyerek attığımız tokadın parmaklarını sayarken yüzümüzde, özenle silinmemesi için çabaladık. Alnımızdan yüreğimize tırnak izleriyle yazdık kaderimizi.!

Tezer'in ruhunun çocuklarıyız. Nilgün'ün int*iharından düşüyoruz ömürlerce.. Bunun için tutunuyoruz harflerine. Buluyoruz bir şekilde birbirimizi. Hayat, merhametini esirgemiyor yalnızlığımızda.!!! Kıskandığı her şeyin yerine, bir parça deli bal sürüyor dudaklarımıza.

Okuyoruz. Okudukça yazılıyoruz aynı listeye. 

Tatmini yok bu dünyanın.. Biz sürekli savaşıyoruz. Durmadan savaşıyoruz. Usanmadan savaşıyoruz. Yukardan gelenlerle savaşıyoruz, aşağıdan çekenlerle savaşıyoruz. Sağdan üfleyenlerle savaşıyoruz, soldan çekiştirenlerle savaşıyoruz.

Biz, insanlaştırdığımız taraflarımızı korumak; insanlaştıramadığımız taraflarımızı insanlaştırmak için savaşıyoruz ama, atladığımız ayrıntıyı görmüyoruz sanırım:

Sorun, insan olmak değil mi zaten.?! Hayvanlaşmaya çalışsak, belki de sorun kalmayacak. Çözeceğiz bu anlam'lı anlam'sız bilmeceyi; kim bilir.. Kim bilir.?!

Belki Üst-İnsan bilir.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Kıraç - Razıysan Gel Benimle..

  Eski bir gelinliğe bir bakır bileziğe Annemden kalan bu yüzüğe Razıysan gel benimle * Bir Tanrım var bir gitarım Şu dünyada yapayalnızım Y...