Bazı insanlar kalem, bazı insanlar silgi gibidir; kendilerini ömür defterinize ya yazarlar ya da silerler.
Her ikisinin de makbul olanı, kalitelisidir.
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Her ikisinin de makbul olanı, kalitelisidir.
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
İki arada bir derede kalmış olana
Bilmeden çenesini pek yoranına
Kendi karanlığında kör kalanına
Işık kâr eylemez be hey saksağan.!
*
Sesle kuyruk arası tahteravalli
Uçarsın uçmaya hangi gök belli
Ondan bundan aşırdığın her şeyi
Geveler durursun, Hoppa Saksağan.!
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Pencereleri ''bahar''dan..
Güneşin yedi rengi sızıyor
karanlığın üzerine.
Bir çift göz süzülüyor rüyalara
bir çift yüreği çalıyor bütün saatler..
Sonra birden, bir kalp ağrısı gibi
duruyor akrep yelkovan, duruyor zaman.
Bütün ibadetler soluyor, derin, acılı..
Dışarısı ilk, içerisi son oluyor..
Değişmiyor hiçbir şey ilk ve son arasında
İnsanlar bu döngünün dişlerinde
bir çiğnemlik etleriyle süzülüyor kan revan..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Yürek takvimimin tek bayramısın.
Üç kaşığa satamam seni, gözpınarım.
Dilinin zehrini kalbe akıtırım
Bütün kapıları açılır hayat akarım.
Sana alışmam
Sıradan hiç kılamam
Sensizliğin çocuğu sen oldukça
Hayat münzevî olur Ben seni yaşarım..
*
Sen benim Kaşıkçı Elmasım
Paha biçilmez, vazgeçilmez duygularım.
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Güneşten bir parçadır kopan
Ve, alev yığını bir ay artığı.
İki koğuşlu dünya hapishanesinde
karanlıklara bir damla ışık
aydınlıklara soluk benizli yaşlı.
Pençelerin kopardığı yıldızlar
Kanlar içinde kayarken gecelerden
dilekler, çıkmaz sokakların serserileri..
Sarhoş naralarıdır siyahı yırtan ve
kusmuklarla sabahı karşılayan.
Ekşi bir kokuya teslimdir şimdi kâinat.
Ah.! Bir ilâcın gölgesinde sabahlayan
çınarın dallarını kimdir kıran.?
Ve hâfıza.. Azılı düşman.!
Çek kılıcını ve indir usuma
zira, iflâh olmaz hırsımdan artan
toplu mezarlıktır serimde kalan.
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Beyaz bir ağıttır dökülen
Bir şehrin, şehir olmaktan vazgeçişidir
yıkılan umutların altında kalan bedenler.
*
Haydi üfle, ruhundan bir nebze zehir.!
Haydi sar beni, etten kefene.!
Sor beni, Aşk'ın kokuşmamış alfabesine.!
Yor beni, dinlemenin bıkkın kulaklarıyla.!
Bu gidiş, başka gidişlere benzemez
Bu gidiş, bir tabut sessizliğidir.!
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Sevmeye hevesi kalmıyordu kimsenin.
O kadar güzel acı çekiyordum ki
Yakışmıyordu kalbime huzurlu nefes.
Kimsenin suçu olmayan bir suçum ben.
O kadar güzel cezâydım ki
Müebbet bir elbiseye biçilen.
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
*
Belki de, başlı başına bir ''ötekileştirmeydi'' dünya.. 😉
Eğer bir kapı olacaksa, mavi olmalı
ve eğer bir yere açılacaksa, maviye açılmalı.
Bıktıran karanlıkları sonlandırmalı.
Ne ebemkuşağı ister bu gönül
ne pembe panjurlu bir ev.
Ne masallara yaslanmalı bu gönül
ne de iş olsun hikâyelere..
Gerçek kokmalı.!
Yalansız bir yılan olmalı zehirleyecekse
İstemez kör kahverengilikleri.
Gülse dikeninden arınmalı,
bülbülse, kafesimden şakımalı.
Bırak dağların açılan efsane deliklerini.!
Ve bırak, bir türlü aşılmaz çöl sıcağını.!
Maşinga içi ekmek, kızarmış kestane gibi
ya da bir misafir kolonyası, tütün tadında.
Plâstikten değil, bez bebek kadar şefkat sarmalı.
Eğer, illaki bir kapı açılacaksa
ya denize dalmalı, ya gökyüzüne çıkmalı.!
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
*
Meğer ''Mavi'' ben'mişim..
Gözlerine bakın, yüzünde güller açan insanların. Sonra, sözlerine dönün yüzünüzü. Satır aralarında birikmiştir hüzünleri.. Okuyun.! Okuyacaksanız önce ''İNSAN'ı'' okuyun.! Yoktur ondan daha okunası olanı. Şiire dönün, şarkıya dönün, saza dönün.. Nice insanlar var orada, görün.! O kadar incelin, o kadar incelin ki; bir daha kopmayın inceliklerinizden. Çünkü, koptuğu yerden aynı birleşmiyor hiçbir şey eskisi gibi..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Ben bir çocuğum, saklambaçtır oyunum
En bilinmedik yerler, benim kovuğum
Arkamı dünyaya döner, saymaya soyunurum
Utanırım kederimden
Bilmem hangi keder benim sonum.?!
Bedenim beslenirken acılarımdan ve büyürken,
derin bir ıstıraba dûçar
küçücük bir ümide, kocaman tutunurum.
''Dön yüzünü,'' derim kendi kendime
ve bul kuytuluklarda canından kopan parçalarını.
Bul ki, tamamlansın bu oyun.
Şarkılara saklanır, şiirlere çarparım
Cümleler kurar, harf harf parçalanırım.
Bir hikâye yazayım desem, diyemem
Göçebe bir romana karışırım
Yerleşemem..
Yer'leşen kederlerle dünya benim hanım.
Benim, hancıyla bütün kavgalarım.
İnancımı sök al bütün damarlarımdan
tuttuğun yerden bırak ki, bir son bulayım.
At beni, bir başka dünyanın samanlığına
devran tersine dönsün, seyran olayım.
*
Yıl 2024 ve hancının bir dahli olmasa da, kendimi o samanlığa bile isteye attığımı, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
2015, benim için doğum sancıları olan bir yıldı.
Ve o evlat doğdu 💞💜💫
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Hadi güneş doğ, hadi yağmur yağ
Hadi çiçek aç, hadi umut kok.
Tut bir kuytunun kucağında ninniler söyle uykusuzluğuma.
Hadi gelmek ol, gitmeyi unut.
Hadi kalmak ol, sonsuzca.
Vefâ ol sol yanıma safâ ol hayatıma.
Hadi yaz, yazıl alnıma, hadi kal, silgiye inat.
Şâir ol kafiyesizliğime, şiir ak gözlerime.
Akarsan mutluluktan, affet âcizliğimi, mendil ol.
Ağla benimle, sev hesapsızca.
Gör aydınlığımı sonbaharımda.
Gökkuşağı ol renklerime. Kopma.!
Dilek ol ağacıma sarılalım köksüz topraklara..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Tırnaklarımı göğsümün tam ortasına geçirip, kopardım hayatımı.
Kanlı bir girişimdi bu ama
nasıl ki kanserli bölgenin temizliği gerekirse,
öylesine gerekliydi.
Ve, ne yazık ki hâlâ, risk peşindeydi.
Beyaz bir kefen gibi taşıdığım bedenimde,
çenemi bağladım kendi kendime.
Suskun bir alfabeyi birleştirdi kelimelerim.
Cümleler aktıkça kan revan,
sonu belirsiz bir romanı yazdı gözlerim.
Yaz'dı, Bahar'dı derken, dört mevsim kar taneleri süsledi yıllarımı.
Bir ''mânâ'' ayracı koydum kitabıma.
Uzunu kısa eden, kısayı uzun eden bir bekleyişi tırmandım.
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Bir şehrin, göçsüz kuşları gibiydi kalbim
Yürüdüm buzdan anıların üstünde ve düşündüm..
Kaç tüleğim takılı kaldıysa dallarda,
Bir bir topladım, yeni bir kanat dokumak için..
Şimdi eski bir göğün kollarında
Çırpınırken ben, uçuyorum diyorum..
Evet, bütün uçurumları uçuyorum..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Alnıma yazdığım yazıya koşuyorum.
Yüreğimi götürüyorum gittiğim yere
Yerlisi oluyorum kendimin, yine..
Bütün yabanlıkları silsem de,
Bir şey var içimde, en derinimde
İşte ona, el kapısı kalıyorum.
*
Dünyayı maviye boyuyorum.
Sevdiklerimi adıyla çağırıyorum içine
Başka göklerin kuşlarını, kanatları gitmek olan
Rüyalarım kabusa dönüşüyor
Ve ben yine ”kahverengi” kalıyorum.
*
Alnımı düzeltiyorum tırnağımla
Silmeye uğraşıyorum o satırları
Parmaklarım aciz kalıyor yazdıklarına
Gözlerim okuduklarıyla yağıyor.
Göğü boşaltıyorum olmuyor
Denizi dolduruyorum almıyor
Bu can buna niye dayanıyor..!!
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Yüreğimi saçsam bir nar gibi
Biliyorum cemre düşecek
Ve ben bir daha ısınamayacağım..
*
Kadim yurdum buzullardır
Hangi tarihleri kurcalasam
Ellerimden uçuşan yokluklardır..
Buz dağının görünmez yanı
Asıl öldürücü soğuklardır.
*
Ve bir nar, saçılmamışken de, bir nar’dır..
*Seher* (Tüm Zamanların..)
bir zevkin ürünü, yığınlarca insan..
her biri paramparça zevklerin imâlâtçısı
ve her biri, parçalanmış bir pazılın parçası..
bir zevkle başlayan acılar fırtınası.
sürükleniyoruz her birimiz kendi kayığımızda
Toprak Ana ne kadar adaletli olsa da
Ana yüreği işte, toplamış acılı evlatlarını
edebî bir şemsiyenin altında..
ölenler mi öldü diyelim, kalanlar mı.?
teneşirden geçenlerin
kapalı gözlerinde, tek bir su damlası
ağlıyorlar kardeşlerine..
bir çığlık bırakıyorlar, miras:
''Yalnız değildin,''
''Yalnız değilsin,''
''Yalnız olmayacaksın.! Hiçbir zaman..''
''Olmadıkları gibi,''
''Olmadığım gibi,''
''Olmayacakları gibi..''
*
Okuyorum kardeşlerim;
ne çok acısınız, ne çok ayrılık,
ne çok anlaşılmazlık sarmış dört bir yanınızı.
keşke çağdaşı olaydık birbirimizin
keşke omuz omuz kan ağlayaydık..
bir nebze diner miydi bu can acısı.?
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
her yerde zulüm, her yerde isyan
iyi insanların çırpınışını izliyorum uzaktan..
uzaktan.. bir o kadar yakından..
yakından fark ettim çözülmeyi;
uzaktan, acı çekerek izliyorum her şeyi..
*
''ölmemeliydiler.!'' diye feryat ediyor yüreğim.
Birer altın parçası gibi taşıdıkları beyinlerini
iplere germemeliydiler..
azıcık kurnaz, çokça sabırlı
dingin adımlarla, yürümeliydiler o yolları..
*
her birinin yüzü apaydın bir güneş parçası
her birinin ciğeri Prometheus yarası.
ölmemeliydiler.! bu cihanı böyle öksüz
böyle yetim bırakıp, gitmemeliydiler..
*
Onları namlunun ucuna sürenlere kinim.!
samanlığın farelerine, destan destan
ze*hir döküyor dilim.
*
söyle deli sancım.! söyle.!
kus bütün şâirlerin kusmuklarını
gözler önüne..
kus ki, arınsın ortalık anılar zinciriyle..
kus ki, dinsin azından da olsa şu yalnızlık
ipil ipil yağan bir yağmurun diliyle..
*
pandora, demiştim
o kutunun içine sinmiştim..
çünkü şimdi bedenimi saran kollarım
çözülüyor..
korkuyorum, kendimi yapayalnız komaktan.!
eritilmiş altın gibi akan beynimi,
yüreğimle eğiriyorum yeni baştan, yeni baştan..
düştüm bir yola ki, bilirim iflâh etmez.
harflerin sokaklarında arıyorum teselliyi.
milyarlarca insanın arasında
koşturuyorum dolu dizgin kendimi.
şaşkınım.!
''küçücük bir kutunun içinde
ne yapar bunca insan.?'' diye soran zihnimi
hangi uçurumdan atsam bulur çaresini
bulur ve çözer,
büyüsü bozulmak bilmez talihin kilidin,.?!
*
dönüyorum sırça köşküme
ve bağır çağır anlatıyorum suretime:
yok mu senden akıllısı ki
aynı cümlelerle demlenir durursun.!
bir çay bardağının buğusunda
durmadan aynı hayalle avunur, yorulursun.!
küstah bir cümleyle kamçılıyor sûretim
''yok,'' diyor, ''olsaydı
kötülerin sisteminden bir nebze pay alırlardı.!
yok'unla öleceksin.!
ahh, ben öleydim, diyeceksin; ölemeyeceksin.!''
*
koca koca cümlelerin arasında sıkışık
öylesine bir sessizlik, öylesine bir ıssızlık
bir şâirin dizelerine tutunuyor bedenim
bilirim, asılacak nefesinden ve yanacak
otuz üç yıldızlı bir acının kederinden..
ama yine de:
''anamın bıraktığı yerden, sarıl bana Sevdiğim.!''
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
karanlık bir dünyadan geliyorum
bütün yasa dışılıklarıyla
şehri topluyorum hücrelerime..
legal insanlardan hiç hazzetmiyorum
kanatlarım bir bir yolunsa da acımasızca
her seferinde yeniden bir tüleği kuşanıyorum.
düşsüz düşüncelerin zincirleriyle
dalga geçiyorum köpük köpük;
rüzgârdan bir geminin güvertesinde
pupa yelken uçuyorum hayallerime..
derinlerinde konuşuyorlar, ateşli..
çaldığım bir tutam aydınlık
batıyor yüreklerine.
''Olmaz, olamaz.!'' diyorlar
''biz ki bir kadına vermiştik
merakın efsununu. O'ysa
kendine saklamış
yaşamın büyüsünü.''
*
tanrılar kayıyor şimdi gözlerimden;
birer-birer
tanrılar..
savaş çığlıklarıyla göklerde,
kan revan yerlerde sürünüyorlar.
Su serpiyorum üzerlerine avuçlarımla
''bakın,'' diyorum
''babanız sizi öldürüyor,
ananız rahmini kapatmış,
sizin iğrençliklerinize..
haydi,
şimdi,
vazgeçin birbirinizi doğurmaktan
secde edin Üstün İnsana.
Zira bittiniz.!''
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
İstanbul'un boğazında habis bir ur
geziyor mavi'nin kıvrımlarında..
Hangi tepesine yağsa yağmurlar
yedi veriyor her bir damlayı..
İstanbul
boğazında
kıvrım-kıvrım bir ur;
oturmuş kara basıyor
habis mi habis.!
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
düşlere uyanmak, bitimsizce..
*
ninni sevdam ninni
büyüsünde çözül ninni
mührünü gözlerinden
vurul ninni, seril ninni..
*
uyanmak, yarısında gecenin
hayaline sığınmak, arsızca..
*
hadi sevdam hadi
tıpış tıpış yürü hadi
yollar sonsuz, menzilin yok
gerek ninni, gitmek ninni..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
işte yüreğim,
ellerimde bir bebek ölüsü..
*
seni sevgime,
beni içtenliğime
emanet ediyorum..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
kendi içinde
yeni doğmuş
tüysüz bir serçe..
uçmak ne haddine.!
kiremit aralarından
bir uçurum düşer
bu serçe gibisine..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
ahh sevilen
sevildiğinde kalan..
her vakit haklılığında
şahidi savcısı hâkimi
kendi olan.!
*
kaç şimdi alanlarına
slogan slogan büyüyen
aşk damlacıklarında
az sen de ıslan..
kim bilir ki
gerçeğini yaşamın..
bir gün öylenin, bir gün böylenin
gölgesinde oynaşan..
var mı cesaretin ardına bakmaya
bir hayalin ardından akmaya..
konuşuyorsun,
dilin, sofranda mezen..
lisanını ne yana döndürsen
sana çağlayan..
yüreği kasaplarda arayan
masasında ağırlayan..
*
''adalet'' diyorsun
saraylarda arıyorsun.
göz bu, göresi varken
el bu, tutası;
sen ki bu bacakları
vurdun diz kapağından..
*
şimdi, arama bir koşuyu
menzili sana çıkan.
Gerisin geri yürüyüşlerim
çocukluğuma varan.
elbet o memleketin
göçü çekmiş yerlileri de vardır
ve elbet, onlardan biri de
beni arayandır.
varsın olsun adım
sevisinde boğulan
insan.!
o senin mağaran
bu benim mağaram.!
sen gözüne inan
ben, rüyam.
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Ahhh ki âhım dağlarımı inletir
Bulut bulut dökülürüm üstüme
Yıkanmaz taşlarım ıstırabımdan
Acılarım bereketli kök verir
*
Hangi yolu yön eylesem kendime
Sokakların çıkmazında öl verir
Yüreğimi gömdüm senin göğsüne
Ellerin gözleri bana yol verir
*
Sığmıyorum toprağının gönlüne
Sevdamın ciğerleri köz verir
Gitmeyi koydum ya garip serime
Anacanım bellerime bük verir
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Acı vererek, kendi yaralarına üfleyenlerin, mezarlıklarını taşıyoruz yüreklerimizde. Ne garip, onlar da çektikleri acıların reklâmını yapıyor. Acıları da kendilerine benziyor.. Ne kör, ne sağırlar görünüşte ama, büyük bir ''anlayışla'' ağırlıyorlar birbirlerini.
Ne gecenin karanlığı, ne gündüzün aydınlığı yok edemiyor görüntüleri. Rüyalar kavga mahalli. Yaşam, cenk meydanı. Zırhlarımız hangi madenden olursa olsun, yara almaktan kurtulamıyoruz. Silahları, her şeyi delebilecek kadar donanımlı.
Susmayı giyiniyoruz rengârenk. İçimizdeki savaşın çözümsüzlüğünde, dışımıza giydirdiğimiz maskemiz bile rahatsız ediyor onları. Doğru.! Biz ki: ''Ne kadar yalansız yaşarsak,'' diyen Baba'nın kanatları altına sığınandık.! Evet bizdik ve hâlâ öyleyiz ama, muhataplarımızın yalanlarında, kaldığımız çaresizliğimizin giysisidir kuşandığımız.
''Ne kadar çıplak yaşarsanız, o kadar tatmin buluyoruz,'' diyorlar pençe pençe utancımızı didiklerken.
Her şeye rağmen sarılıyoruz ''suskun maskemize''.. Artık bu, biziz.
Çünkü, olmadığımız ne varsa onunla itham olunduk. Olmak istemediğimiz ne varsa, olmaya başladığımızı gördük zamanla.
''Bunun için miydi bunca direnç.?'' diyerek attığımız tokadın parmaklarını sayarken yüzümüzde, özenle silinmemesi için çabaladık. Alnımızdan yüreğimize tırnak izleriyle yazdık kaderimizi.!
Tezer'in ruhunun çocuklarıyız. Nilgün'ün int*iharından düşüyoruz ömürlerce.. Bunun için tutunuyoruz harflerine. Buluyoruz bir şekilde birbirimizi. Hayat, merhametini esirgemiyor yalnızlığımızda.!!! Kıskandığı her şeyin yerine, bir parça deli bal sürüyor dudaklarımıza.
Okuyoruz. Okudukça yazılıyoruz aynı listeye.
Tatmini yok bu dünyanın.. Biz sürekli savaşıyoruz. Durmadan savaşıyoruz. Usanmadan savaşıyoruz. Yukardan gelenlerle savaşıyoruz, aşağıdan çekenlerle savaşıyoruz. Sağdan üfleyenlerle savaşıyoruz, soldan çekiştirenlerle savaşıyoruz.
Biz, insanlaştırdığımız taraflarımızı korumak; insanlaştıramadığımız taraflarımızı insanlaştırmak için savaşıyoruz ama, atladığımız ayrıntıyı görmüyoruz sanırım:
Sorun, insan olmak değil mi zaten.?! Hayvanlaşmaya çalışsak, belki de sorun kalmayacak. Çözeceğiz bu anlam'lı anlam'sız bilmeceyi; kim bilir.. Kim bilir.?!
Belki Üst-İnsan bilir..
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)
Eski bir gelinliğe bir bakır bileziğe Annemden kalan bu yüzüğe Razıysan gel benimle * Bir Tanrım var bir gitarım Şu dünyada yapayalnızım Y...