Bu Blogda Ara

23.9.24

Anamın bıraktığı yerden.. (Seher)

 

her yerde zulüm, her yerde isyan

iyi insanların çırpınışını izliyorum uzaktan..

uzaktan.. bir o kadar yakından..

yakından fark ettim çözülmeyi;

uzaktan, acı çekerek izliyorum her şeyi..

*

''ölmemeliydiler.!'' diye feryat ediyor yüreğim.

Birer altın parçası gibi taşıdıkları beyinlerini

iplere germemeliydiler..

azıcık kurnaz, çokça sabırlı

dingin adımlarla, yürümeliydiler o yolları..

*

her birinin yüzü apaydın bir güneş parçası

her birinin ciğeri Prometheus yarası.

ölmemeliydiler.! bu cihanı böyle öksüz

böyle yetim bırakıp, gitmemeliydiler..

*

Onları namlunun ucuna sürenlere kinim.!

samanlığın farelerine, destan destan

ze*hir döküyor dilim.

*

söyle deli sancım.! söyle.!

kus bütün şâirlerin kusmuklarını

gözler önüne..

kus ki, arınsın ortalık anılar zinciriyle..

kus ki, dinsin azından da olsa şu yalnızlık

ipil ipil yağan bir yağmurun diliyle..

*

pandora, demiştim

o kutunun içine sinmiştim..

çünkü şimdi bedenimi saran kollarım

çözülüyor..

korkuyorum, kendimi yapayalnız komaktan.!

eritilmiş altın gibi akan beynimi,

yüreğimle eğiriyorum yeni baştan, yeni baştan.. 

düştüm bir yola ki, bilirim iflâh etmez.

harflerin sokaklarında arıyorum teselliyi.

milyarlarca insanın arasında

koşturuyorum dolu dizgin kendimi.

şaşkınım.!

''küçücük bir kutunun içinde

ne yapar bunca insan.?'' diye soran zihnimi

hangi uçurumdan atsam bulur çaresini

bulur ve çözer,

büyüsü bozulmak bilmez talihin kilidin,.?!

*

dönüyorum sırça köşküme

ve bağır çağır anlatıyorum suretime:

yok mu senden akıllısı ki

aynı cümlelerle demlenir durursun.!

bir çay bardağının buğusunda

durmadan aynı hayalle avunur, yorulursun.!

küstah bir cümleyle kamçılıyor sûretim

''yok,'' diyor, ''olsaydı

kötülerin sisteminden bir nebze pay alırlardı.!

yok'unla öleceksin.!

ahh, ben öleydim, diyeceksin; ölemeyeceksin.!''

*

koca koca cümlelerin arasında sıkışık

öylesine bir sessizlik, öylesine bir ıssızlık

bir şâirin dizelerine tutunuyor bedenim

bilirim, asılacak nefesinden ve yanacak

otuz üç yıldızlı bir acının kederinden..

ama yine de:

''anamın bıraktığı yerden, sarıl bana Sevdiğim.!'' 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Bittiniz (Seher)

 

karanlık bir dünyadan geliyorum

bütün yasa dışılıklarıyla

şehri topluyorum hücrelerime..

legal insanlardan hiç hazzetmiyorum

kanatlarım bir bir yolunsa da acımasızca

her seferinde yeniden bir tüleği kuşanıyorum.

düşsüz düşüncelerin zincirleriyle

dalga geçiyorum köpük köpük;

rüzgârdan bir geminin güvertesinde

pupa yelken uçuyorum hayallerime..

derinlerinde konuşuyorlar, ateşli..

çaldığım bir tutam aydınlık

batıyor yüreklerine.

''Olmaz, olamaz.!'' diyorlar

''biz ki bir kadına vermiştik

merakın efsununu. O'ysa

kendine saklamış

yaşamın büyüsünü.''

*

tanrılar kayıyor şimdi gözlerimden;

birer-birer 

tanrılar..

savaş çığlıklarıyla göklerde,

kan revan yerlerde sürünüyorlar.

Su serpiyorum üzerlerine avuçlarımla

''bakın,'' diyorum

''babanız sizi öldürüyor,

ananız rahmini kapatmış,

sizin iğrençliklerinize..

haydi,

şimdi,

vazgeçin birbirinizi doğurmaktan

secde edin Üstün İnsana.

Zira bittiniz.!'' 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

İstanbul (Seher)

 

İstanbul'un boğazında habis bir ur 

geziyor mavi'nin kıvrımlarında..

Hangi tepesine yağsa yağmurlar

yedi veriyor her bir damlayı..

İstanbul

boğazında

kıvrım-kıvrım bir ur; 

oturmuş kara basıyor

habis mi habis.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

20.9.24

Ninni (Seher)

 
uyumak gölgesinde kirpiklerinin

düşlere uyanmak, bitimsizce..

*

ninni sevdam ninni

büyüsünde çözül ninni

mührünü gözlerinden

vurul ninni, seril ninni..

*

uyanmak, yarısında gecenin

hayaline sığınmak, arsızca..

*

hadi sevdam hadi

tıpış tıpış yürü hadi

yollar sonsuz, menzilin yok

gerek ninni, gitmek ninni.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

İçtenliğim (Seher)

 

işte yüreğim,

ellerimde bir bebek ölüsü..

*

seni sevgime,

beni içtenliğime

emanet ediyorum..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Serçe (Seher)

 

kendi içinde 

yeni doğmuş

tüysüz bir serçe..

uçmak ne haddine.!

kiremit aralarından

bir uçurum düşer

bu serçe gibisine..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

Adalet (Seher)

 

ahh sevilen

sevildiğinde kalan..

her vakit haklılığında

şahidi savcısı hâkimi

kendi olan.!

*

kaç şimdi alanlarına

slogan slogan büyüyen

aşk damlacıklarında

az sen de ıslan..

kim bilir ki

gerçeğini yaşamın..

bir gün öylenin, bir gün böylenin

gölgesinde oynaşan..

var mı cesaretin ardına bakmaya

bir hayalin ardından akmaya..

konuşuyorsun,

dilin, sofranda mezen..

lisanını ne yana döndürsen

sana çağlayan..

yüreği kasaplarda arayan

masasında ağırlayan..

*

''adalet'' diyorsun

saraylarda arıyorsun.

göz bu, göresi varken

el bu, tutası;

sen ki bu bacakları

vurdun diz kapağından..

*

şimdi, arama bir koşuyu

menzili sana çıkan.

Gerisin geri yürüyüşlerim

çocukluğuma varan.

elbet o memleketin

göçü çekmiş yerlileri de vardır

ve elbet, onlardan biri de

beni arayandır.

varsın olsun adım

sevisinde boğulan

insan.!

o senin mağaran

bu benim mağaram.!

sen gözüne inan

ben, rüyam.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Dağlarım (Seher)

 

Ahhh ki âhım dağlarımı inletir

Bulut bulut dökülürüm üstüme

Yıkanmaz taşlarım ıstırabımdan

Acılarım bereketli kök verir

*

Hangi yolu yön eylesem kendime

Sokakların çıkmazında öl verir

Yüreğimi gömdüm senin göğsüne

Ellerin gözleri bana yol verir

*

Sığmıyorum toprağının gönlüne

Sevdamın ciğerleri köz verir

Gitmeyi koydum ya garip serime

Anacanım bellerime bük verir

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Kıvılcım (Seher)


Ellerin elleri yara açarmış
Sen elin devasını neylersin gönül
Merhem diye acıyı boca edermiş
Sen merhemi kendi özün bil gönül
*
Vardığın yerleri otlar sararmış
Ayrığınan fidanı seç deli gönül
Al gülün kanını süzüp de almış
Sen beyazı kendine kefen bil gönül
*
Gurbeti içmişim hoşum serimle
Sesimde kıvılcım koşar göklere
Yıldızım sönmüştür kim göre bile
Yalan duaları seç deli gönül
O sahte karınlardan geç deli gönül
*
*Seher* (Tüm Zamanların..)

16.9.24

Anlam'lı-Anlam'sız (Seher)

 

Acı vererek, kendi yaralarına üfleyenlerin, mezarlıklarını taşıyoruz yüreklerimizde. Ne garip, onlar da çektikleri acıların reklâmını yapıyor. Acıları da kendilerine benziyor.. Ne kör, ne sağırlar görünüşte ama, büyük bir ''anlayışla'' ağırlıyorlar birbirlerini.

Ne gecenin karanlığı, ne gündüzün aydınlığı yok edemiyor görüntüleri. Rüyalar kavga mahalli. Yaşam, cenk meydanı. Zırhlarımız hangi madenden olursa olsun, yara almaktan kurtulamıyoruz. Silahları, her şeyi delebilecek kadar donanımlı.

Susmayı giyiniyoruz rengârenk. İçimizdeki savaşın çözümsüzlüğünde, dışımıza giydirdiğimiz maskemiz bile rahatsız ediyor onları. Doğru.! Biz ki: ''Ne kadar yalansız yaşarsak,'' diyen Baba'nın kanatları altına sığınandık.! Evet bizdik ve hâlâ öyleyiz ama, muhataplarımızın yalanlarında, kaldığımız çaresizliğimizin giysisidir kuşandığımız. 

''Ne kadar çıplak yaşarsanız, o kadar tatmin buluyoruz,'' diyorlar pençe pençe utancımızı didiklerken. 

Her şeye rağmen sarılıyoruz ''suskun maskemize''.. Artık bu, biziz.

Çünkü, olmadığımız ne varsa onunla itham olunduk. Olmak istemediğimiz ne varsa, olmaya başladığımızı gördük zamanla.

''Bunun için miydi bunca direnç.?'' diyerek attığımız tokadın parmaklarını sayarken yüzümüzde, özenle silinmemesi için çabaladık. Alnımızdan yüreğimize tırnak izleriyle yazdık kaderimizi.!

Tezer'in ruhunun çocuklarıyız. Nilgün'ün int*iharından düşüyoruz ömürlerce.. Bunun için tutunuyoruz harflerine. Buluyoruz bir şekilde birbirimizi. Hayat, merhametini esirgemiyor yalnızlığımızda.!!! Kıskandığı her şeyin yerine, bir parça deli bal sürüyor dudaklarımıza.

Okuyoruz. Okudukça yazılıyoruz aynı listeye. 

Tatmini yok bu dünyanın.. Biz sürekli savaşıyoruz. Durmadan savaşıyoruz. Usanmadan savaşıyoruz. Yukardan gelenlerle savaşıyoruz, aşağıdan çekenlerle savaşıyoruz. Sağdan üfleyenlerle savaşıyoruz, soldan çekiştirenlerle savaşıyoruz.

Biz, insanlaştırdığımız taraflarımızı korumak; insanlaştıramadığımız taraflarımızı insanlaştırmak için savaşıyoruz ama, atladığımız ayrıntıyı görmüyoruz sanırım:

Sorun, insan olmak değil mi zaten.?! Hayvanlaşmaya çalışsak, belki de sorun kalmayacak. Çözeceğiz bu anlam'lı anlam'sız bilmeceyi; kim bilir.. Kim bilir.?!

Belki Üst-İnsan bilir.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Açıl, unutkanlık Kapısı.. (Seher)

 

Simsiyahtı. O kadar siyahtı ki, gece onu saklayabiliyordu kucağında.

O, o koskoca kucakta dolaşırken, ışıklı gözleri, çarptı diğer geceye..

Bir gece orman, bir gece denizdi derken, su yeşili bir göl oldu ortalık. Az birazdı, o yüzdendi.. Sonra, o, geçiyor denen zamanın içinden geçiyorlardı ki:

Açıl Unutkanlık Kapısı, Açıl.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Başıma gelen.. (Seher)

 

başıma gelen en insan

başıma gelen en barbar

başıma gelen en iyi

başıma gelen en kötü;

başıma gelen en güzel

başıma gelen en çirkin

başıma gelen en tanıdık

başıma gelen en yabancı

şey'sin sen..

ve insan

ve iyi

ve güzel

ve tanıdık

ne varsa alıp giden;

barbar, kötü, çirkin, yabancı

ne varsa bırakan..

bir sorunun çengeline asan

kalan ömrümü boğazıma kadar

kedere boğansın sen.

ve ben:

bir aşkın tutsağı

ne unutan ne vazgeçen..

bir ormanın kuytusunda

yapayalnız bir göl

yaprak döken

kuş ağlayan

çiçek solan..

ve bütün bunları

rıza makamında

bıraktığın her şarkıyla

her şiiri,

seni koklar gibi

seni sarar gibi

seni yaşar gibi

saklayacağım..

İstemesen de.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

*

DİPNOT: Yıllar sonra bu yazılanları okumak o kadar ilginç ki.. İnsan kendisine inanamıyor.. Bunları ben mi hissettim, diye.. Ama yine de, bu kadar güzel yaşamış olmak, sevindirici.. ''İnsan olmaya'' sıçramak için küçük küçük adımlar.. 

10.9.24

Sevgili Gübrelerim (Seher, 28.05.2017, Ankara)

 

Bana baktığınızda gördükleriniz

biriktirdiğim sizlersiniz.

Ben bu şarkıyı paramparça yazdım..

Bir bütünü kaça bölüyorum bilemezsiniz

ve kaç parçanın bileşeni, arka ayaklarım ediyor.

Sahi, beyin sever misiniz, beyin.?!

Ya yürek.?!
Kaç kapısı kilitli bir mezbahadır sizler için

elinde satırıyla kemiklerini kıran, seviyorum dediklerinin.?!

*

Babam, ne güzel ayıklardı etleri

ve öğretirdi itinayla

satırı aynı noktaya vurmanın gerekliliğini.!!!

*

Evet, geçmiş zamanın kiplerini bitirdik.

Şimdiki zamanda, gelecek zaman kiplerini doğuruyoruz.

Toplu bir hamilelik cümlemizinki..

Hep birden haykıracağız

dokuz doğurup on artırırken..

Ve benim canım anne-babalarım

açın gözlerinizi:

Bilinmez yerlerden çağlıyor ırmağım,

kol-kol dağılıyorum duvarlarınızın haritalarından..

Köy-köy, mahalle-mahalle ikâmetgâh çıkarıyorum

ve koca-koca şehirlerin lâğımlarından akıyorum..

Çok pisim biliyorum.. ve,

çok da çirkin, değil mi.?!

*

Lütfen anlamayın beni.!

Korkuyorum sizin anlama alanlarınızdan..

Ateş alanı kesiliyorum bir cehennem kuburunda.

İşin en güzel yanı ne, biliyor musunuz.?

O kuburun en dibinde, hava alanım genişliyor..

Evet, anlam adına türetilmiş tüm kelimelerin

b*k kadar faydası olmadığını;

insanların kendi gübreleri miktarınca

büyüyüp serpildiğini anladığımdan beri,

bütün ''seni anlıyorum''ların

ömrün kışında yakılacak, zihinsel tezekler olduğunu

ben anladım..

Siz beni, lütfen anlamayın.. 

*

*Seher* (Bu yazı kendine zaman ekletti..) 

5.9.24

Cehennem Bülbülü (Seher)

 

Cehennem Bülbülü'yle hasbihal ettik

Nar'dan kanatlarıyla şakıdı durdu.

Toprağın suyundan içti bir vakit

Döndü nârına insanı kustu.! 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Gündüz Karanlığı (Seher)

 

Ayçiçeği, güneşe döndüğü için mi güzeldir

yoksa, geceyle doldurduğu için mi tanelerini.?

Çoğalt yağlı düşüncelerini

kolayca süzül beyninin kıvrımlarında.!

Su kaldırması seni

hafifliğinle kalk cehenneminden.!

Ve yürü, ay aydın gecelerinde..

Güneşin içindeki yangını gördüğün gün

anlayacaksın, ne menem bir şeydir yanılgı.!

Doğur kendini karanlıklarından

şiirler at ses tellerinden yürek yürek..

Aç kapılarını karşılıklı, ceyran yapsın aldırma.!

Tutulsa da boynun

siyah bir zemine dik gözlerini

uzan ahşabına hayallerinin..

Omurgana iyi bak,

ki herkes, ''yaşam'' bu desin.!

Ölüm, aydınlığın ta kendisi.!!!!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Renkler De Ağlar (Seher)

 

renkler de ağlar:

örneğin Mavi; ne çok ağlar bir bilseniz;

hiç çaktırmaz kederini..

siz dersiniz Gök, ben derim Deniz.

sonra Toprağa kesilir bedeni,

siz dersiniz Kahve, ben derim Baldıran.

derken Mevsimlerce döner, esrik..

siz dersiniz Bahar, ben derim Kan Tarlası.

siz Ebruli görürken dünyayı,

renkler de ağlar azizim, tek tek..

ve damla damla arınırken kederinden

düştüğü yerden çıkan sesidir nârası.!

tutar ellerinden Renkleri, Gecenin Katran Karası.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların.. 

Hiç BİR (Seher)


 ''Hiçbir şey düşünmeyeceğim.!'' dediğim noktada, düşündüğüm hiçbir şeyin farkına varıp, hiçbir uykunun hiçbir rüyâsına uyanmadığım hiçbir sabahı düşündüm.

Ve yorgan altında biriktirdiğim hiçbir şey'den kasılan bacaklarımın, hiçbir noktasında tâkat kalmayınca, kaleme sarılarak hiçbir şey'ime yürüdüm. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..) 

Kendi Gerçeğin.. (Seher)


Tagore'un sözü olarak okumuştum: Hiçbir şey saklamadan, hayatımı apaçık önüne serdim. Bu yüzden tanıyamıyorsun beni, diyordu..

''Gerçek'' hep tutunmaya çalışır ''diğer bir gerçeğe''..

Hiçbir şey bulamazsa ''kendi gerçeğine''..

Dönüşler hep kendinedir.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

9.8.24

Camın Gözleri (Seher)

 

Kabuk tutmayan yaraları

harfsiz bir şefkatle yalarken dil,

azı dişlerini bileyliyor, kandan bir biley taşı.

Boşlukları dolmasa da bir bilmecenin,

cevap anahtarına bakmanın

gururdan sayıldığı

bir 'dur'u yükleniyordu cümleler..

Git'ti,,, oysa ki giderken kendi yolunun taşlarına.

Gel'di,,, istenilen zamanlarda, istediğince..

Sar'dı,,, yara bandı kıvamında koruyan,

bir anne yumuşaklığında saran sarmalayan..

Ve bir huzur evi kapısı kadar arşınlanmış,

gözleri camlardan damlayan

mevsimler kadar yorgun

ve sıcak bir affedişler Tanrıçasıydı.

Boynuna geçirilmiş azı dişlerinden

son dakikalarını soluyan..

Öl'dü,,, bilmem kaç kez dirilmenin bedeli..

Yakaların, yalnızca gömleklerde bir araya gelişi gibi

ölüm ve hayatın birleşmesiydi, doğan ''ölü yaşam''.

Baskındı bütün acımasızlıklar gibi..

Ay'ın gözlerinden öpülen sarhoşlukla,

bir dilek taşına dönüyordu yıldızlar..

Ayakları kaydıkça boşluktan birer birer

elmanın içinde konuşlanmış kurt gibiydi

yüreğin feryâdından beslenen, semiren..

*

Şimdi gitmenin gitmek

kalmanın kalmak olmadığı

garip bir ülkenin muhaciriyim

şaşkınlığın gözlerinden dökülen..

Sıcak bir somunun kokusunda gizlenen

açlık kadardı, kabuksuz yaralar..

Yürüdükçe aralıklarında hayatın

ucundan kıyısından koparılan dostluklaraydı

seve isteye verilen,

sevmeye istemeye yalnızlaşan,

derken,

yalnızlığa seve isteye koşan,

sarılan.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Özlü'Yorum.. (Seher)


Yürümenin, insana iyi geldiği yerleri özlüyor ayaklarım.. Hani şöyle, susarak anlaştığın ağaçlarla göz göze.. Kimi zaman sarılarak ve hattâ öperek.. Bir dalından el ele tutuşarak, göğe yükselmek..

Sonra Deniz KENARında, KAYAlara oturmak. Dünyanın bütün taşlaşmış ve kıyıya vurmuşluklarından, ufku seyr'etmeyi özlüyorum. Gerçeklikler elbiselerinden soyunup, hayalleri kuşanıp, o Denize atlamak. Kaçarcasına, kucağına sığınmak..

*

Birden, bir Martı'nın gagasındaki Balığın çaresizliğiyle gerçeği görmek ama hem Martı'nın hem balığın başını okşayarak, bilmek istemediklerime arkamı dönmek, yüzmek..

*

''Ölüm olmasın, her şeyin çâresi bulunur.!'' düşüncesiyle ölen, milyarlarca insanı hatırlamak. 

Nice zâlimlikler yapanların Toprak olduğunu düşünerek, çocukluğumda, çizgilerine basmadan yürümeğe çalıştığım yollar gibi, o toprakları es geçerek adımlamak..

Ve, çiçekleri ekmek havaya; buram buram kokularıyla..

Tokluk hissinin kader olduğu bir yazıyı kaleme almak, şarjöründe ku*rşun dolu bir kalemin, içinden saçılan harflerle vurmak kâğıdı, alnının tam ortasından.!

*

Akmayan bir çizgi çizmek ve üzerinde yürümek, özlemlerimle..

Binbir başlı bir soru işâretinin kuyruğundaki noktayı çalmak ve cümlenin sonuna keyiflice yerleştirmek(.)

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Neden.!!! (Seher)

 

Sahibi olmadığın nice şeye, SAHİP olarak doğuyorsun. Ve onların savunucusu olarak, ölüyorsun..

*

Sorgulamalar..

*

Bu kez bütün silâhlarını kuşanıp, başlıyorsun tanrılarla dövüşmeğe..

*

Bu filmi izleyebildikleri için, önce birer birer, gözlerini oy*uyorsun. 

Ve bu filmin senaryosunu yazan ellerini buduyorsun öfkeyle.. 

Kiminin kanatlarını kırıyorsun, kiminin bacaklarını, her yere ve her şeye yetişebildikleri için..

En sona saklıyorsun ze*hirli hançerini:
Bütün vücudun göze kesiliyor, son hamle için..

Tam yüreğinden vuruyorsun tümünü.!

Dillerindeki tek kelimeyi duyuyor kulakların ve de görüyor, zafer sarhoşu gözlerin..

*

'Neden.?!'

*

İlk kez derin bir ''oh'' çekiyorsun; umarsız, ''Oh olsun.!'' diyorsun, ''size.!'' 

''Şimdi siz ölün, bir 'Neden.?!' ile.!!!''

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

19.7.24

Kalabilir misin.? (Seher)


Mesele gitmek değildi

Mesele kendinden gitmekti

dönmemek üzere.

Oysa her gidişin dönüşüydü

insanın kendi.

*

Mesele dönmek de değildi

iş, kalabilmekteydi.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Kadın Şiir (Seher)

 

Bir Kadın'ın şiirine değdi gözlerim

Sonra bir diğer Kadın'ın..

Derken birden hava değişti

Üşüyor muyum ne.?!

Birkaç yorgan gerekli şimdi

karanlık bir yalnızlığa sarılmalıyım.

*

Bir çocuğun elleriydi hatırlıyorum

Tuzlu bir suyu sunuyordu göklere

Derken gözleri uzanıyordu

bir işâreti büyütüyordu birlikte

küçük bir kalbin masumiyetiyle..

Büyüdükçe, küçülen bir umudu yükledi

görebildiği en engin iki Mavi'ye..

Oysa ha yer ha gök

görmek neyi değiştirirdi.?!

Şiirlere değdiğinden beri yüreği

öğrendi, değişmeyecekti hiçbir şey..

Ve büyüdü, üşüyen çocuk

''büyümez olaydım.!'' dedi.

Titriyordu soğuktan

ısınmak için bir nebze

hangi şâire sarılacağını bilemiyordu.

*

Bir Kadın'ın şiirine değdi gözlerim

Sonra bir diğer Kadın'ın..

''İyi ki değdi,'' dedim kendi kendime

Sokaklar bomboş değil artık

köşe başları çoktan tutulmuş

parkları bıcır bıcır bir Dünya.

Hepimiz üşüyor olsak da

bir karton boyu toplanırız nasılsa..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Asalım Karanlık Köşelerimizi (Seher)

 

Yaz'lık kış'lık ayırdım düşüncelerimi, astım gardırobuma. 

Sonra düşündüm, İlkbahar'lık Sonbahar'lık nerede.?

Sevemedim hiçbir zaman, tamamıyla kaldırmayı mevsimleri.

Öyle bir dolap olmalıydı ki, kapısını açtığımda tümünü görebilmeliydim.

Tümden, parçalara erişebilmeliydim.

*

İnsan önünü görmek istiyor, umudu yeşertebilmek adına.

''Umut, en büyük kötülüktür; çünkü işkenceyi uzatır,'' diyor pek sevdiğim Adam.

Haklı buluyorum. Her ne kadar yeşertelim diye, türlü subliminal oyunları kullansak da, yolu belli, yolcusu belli, hedefi belli bir masalın, gelip geçici kahramanlarıyız nihayetinde.

*

Ölüme giderken, gülümseyebilmenin altındaki mesaj ne ola ki.?

Binlerce yumurtanın, el-ele vermiş ve başarmış talihsiz kahramanlarına mı yerinmeli; ya da hiç var olmama şansına sahip olanlarına mı sevinmeli.?

Bak şimdi, gördünüz mü işte.! Hep çok yol ağzı bir durumun kurbanlarıyız.

Seçtiğini zannederken seçilen; seçildiğini zannederken faka basan.

İlkokuma Mevsimi, Yazma Mevsimi, Sonokuma Mevsimi ve Koşma Mevsimi olsa olmaz mıydı isimleri.? 

İsim babalarının kulağına okuduğu, hangi masaldan alıntıydı acaba;

''Güya'' kahramanlarıyla dolu, boş bir şatonun örümcek tutmuş geleceği.?

Yine de geçmiş bulunduk bunca kelimenin arasından, aralıklarından. 

İşkenceyi uzatmamak adına, asalım bir bir pembeye, maviye, beyaza bütün karanlık köşelerimizi.. Hadi.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

9.7.24

Şimdi'lik.. (Seher)


Şimdi'lik. 

Sadece, Şimdi'lik.

Sonra'lık

bilen var mı.?

Ya da 

Önce'lik..

Diyorum ya,

Sadece

Şimdi'lik.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Yürümek.. (Seher)

 
Kulakları vardı, ama duymuyorlardı..

Ve görmeyen gözleriyle bakıyorlardı..

Dokundular tenimin mahremiyetine

Bir koyun gibi yüzdüler nihayetinde..

Ve süzdüler beyinlerinin tortularını

Bana acılar biçtiler, saniyeleri bileyleyerek

Onlarsa, yüzyıllarca acı çekecek..

*

Bu ne doğurgan bir acı

ve zamansız, ne çok ölüm doğuyor

ve zamanlı, ne çok doğum ölüyor..

Mavi bir pencerenin kanatlarında

karışıyorsa şimdi kanım terime

hak ettim demektir bir yıldıza yürümeyi..

*

Hadi, ölebilirsiniz artık içimde

ve dışıma hükmedebilirsiniz, düşünmeden..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Birikim (Seher)

 

Yazamıyorum eskisi gibi..

Çizgisiz bir kâğıdın, yamuk giden satırları

gibi yağıyor bezginliğim..

Konuşamıyorum eskisi gibi..

Dilimde bir akrebin zehri.. İçime, hep içime..

Şiirler küstü.. Şâirlerin arkası dönük

Tükettik diyorlar kelimeleri. Yol bitti.. Geri.!

dönmeli tüm yaşanmışlık.. Geriye, hep geriye..

İçme diyorlar şu mereti, içme.! Onlar 'içme'

dedikçe, uzanıyor parmaklarım, yalnızlık senfonisine..

Ne kaldı diye soruyorum duvarlara. - Ne kaldı.?

Benden almadığınız hangi harf kaldı.?

Bir dilin, kaç dile çevrilişidir, çözümsüzlük.?

Ve kaç türlü yalnızlık.. - Ne kaldı.?

Biriktiriyorum kendimi şarkıların ezgilerinde

İçiyorum evet, içeceğim de.!

Yazacağım, konuşacağım belki de

Dilsiz bir alfabenin, sessiz sesinde.

- Ne kaldı geriye.?!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

-Meliyim (Seher)


Şahlanıyor bütün kederler

Bir yılkının nallarında eriyorum

Sarp kayalıklardan

kaypak yaralar büyütüyorum

Şimdi, diyorum, bir uçurum olmalı

yüzyıllarca atlayabileceğim

yerin çekmeyeceği

boşlukları soluyabileceğim..

Gökyüzünde koşmalıyım kalan ömrümü

Beşi bir yerde duygularımı uçurmalıyım..

Bir et parçasına tapan benliğim

germeli inançlarımı sonsuza..

Ve ben öylece

ölümü ölmeliyim..

Ölümü

öl

meli

yim.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)
 

Günahın Tüm Renkleri (Seher)

 

Biliyorum

İlki değilim bu ıstırap denizinin

Sonu da olmayacağım, gün gibi..

Çok az kadınmış bu dünyanın bayrağını

Yüreklerinde dalgalandırıp

Duygularını mürekkebe kusturan.

Şimdi bünyemin kaldıramadığı

nice sevapları ifrazat gibi atan

gözlerimin bebeğinde boğuluyorum.

Günahın tüm renklerine boyanıyorum..

İşleyeceğim.! En ateşlisinden cehennemi.!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

20.6.24

Hayyam Benim.. (Seher)

 
Sevgiyi soyduk, gecenin koyusunda

çırılçıplak bir yalnızlık bulaştı ellerimize..

Kader, dedik; nasip, dedik; teselli olmadı

Sızım sızım yaralarımıza ahlarımıza..

*

Alkol seviyesinin diplerini boylasak da

Umut denen zakkuma boy veremedik..

Yetmedi ne sevdamız, ne de boyumuz

Bu hayatın sorularına, cevaplarına..

*

Al, dedik nefesimizi, borç değil mi sonuçta.?

Biz şarkıları yakmaktan, şiirleri yıkmaktan bıktık

Sen, yokluğa varlık biçmekten bıkmadın.


Bu saatten sonra Hayyam benim

Umurumda da değil, sen kimsin.!!!

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Maviliğim.. (Seher)

 

Hayaller, pötikareli bir masa örtüsünün üzerinde, bir mavi-bir beyazı yan yana getirememenin ıstırabıyla birbirini kovalarken, karışan gözbebeklerinin içinden fışkırır, mavilikler..

Ve bir çay bahçesine karşı direniştir başlayan. 

''Çay kesmiyor.!'' pankartları açılır, yüzünün meydanında. 

Ve yokluk..

Dikte eder, vermeyeceği şeyleri, tahammül sınırlarını zorlayarak..

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

11.5.24

Uzak yakın.. (Seher)

 

Bir arpa boyu uzağındayım

onların, kilometrelerce yakınlığına..

Varlıkla yokluğun savaşında

berabere kalan ölümü soluyoruz.

Yeniden dirilen şehirlerde

dikilen anıtlarımızdı anılar.

*

Biz şimdi çok ötelerde koşuşturan kahramanlarız.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Özgecan Anısına.. (Seher - 11.02.2016)


 Hunharca öld*ü*rüldü duygularımız, düşüncelerimiz, hayallerimiz..

''Sen kızsın.!'' diye başlayan cümlelerle hapsoldu çocukluğumuz.!

Genç kızlığımızı yaşayamadık özgürce.. Aynı söze, aynı zihniyete kurban edildi..

Kadınlık mı.?

Tanrıların hizmetçi formatında yarattığı geyşalardık.

Bir başka gözle bakabilmemizin olanağı var mıydı kendimize.?! Saçımız uzundu, aklımız kısa, eksikti hepimizin etek boyları, doğuştan..

Temizlik, yemek, doğurmak ve bunların içinde en nemlisi SUSMAK.!

Biz susmaların içinde, nice dilsiz konuşmaların alfabesini ürettik de, kulaksız bir dünyaya attık çığlıklarımızı.

Kulaksızdı ama dilsiz değildi, yargısız infazcılarımız. Bir kelime büyütüyorlardı, dilleri kadar: Biz ''TRİPLER'' ustasıydık.!
*

Bizsiz yapamıyorlardı ama, bizle de olmuyordu.

Sizsiz yapamıyorduk ama, sizle de olmuyordu.

*

Neydi bizi hayallere kaçıran ürkütücü gerçeklik.?! Yoksa gerçek dediklerimiz, hayalden mi ibaretti.?

*

Bir başka dünyaya göç etmenin bu çıldırtan arzusuyla, yerinde saydıran neydi..?!

Hayır hayır, sizleri suçlamıyorum Beyler.! Çünkü sizleri de bizler yetiştirdik.

Sevgi, saygı, merhamet, hoşgörü.. biz bunları, yerli yerine yerleştiremedik.

Bir kavram karmaşasının içine düşmüş bizler, kavramların yerlerini hep birbirleriyle değiştirdik.

Şimdi mi.? 

Şimdi, şefkat adı altında yaptıklarımızın bedelini, şefkatsiz bir elbise gibi giyindik. Ve hangi boy aynasında kendimizi seyretsek, bizler kendimizi bile sevemedik. 

*

Bu yolun sonuna, nice ÖZGE-CAN'lar vermeden düşünmeliyiz: Biz nerede hatâ ettik...

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Yol (Seher)


 Yol, eğer gösteriliyorsa, bu aynı zamanda, gösterenin yolu olduğunu da göstermeli insana.

Ve insan aslında, özge ve özgü yolunu seçmeli..

Çünkü bu iki durumda, ayaklar aynı derecede ağrımaz; yürek aynı sayıda atmaz; pişmanlık da aynı derecede olmaz; tıpkı mutluluğun olmayacağı gibi.. 

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Söz Veriyorum (Seher)

 

Beni azâd edin gözünüzü seveyim

Sıtkım sıyrıldı acılı sevgilerinizden..

Sığıştırın unutulmuşlarınızın arasına

Hiç yer kaplamam, söz veriyorum.

*

*Seher* (Tüm Zamanların..)

Kıraç - Razıysan Gel Benimle..

  Eski bir gelinliğe bir bakır bileziğe Annemden kalan bu yüzüğe Razıysan gel benimle * Bir Tanrım var bir gitarım Şu dünyada yapayalnızım Y...